Bu seferki İstanbul gezimiz biraz daha alışveriş,yeme-içme ve arkadaş ziyareti şeklinde olacağını daha önceden planlayarak yola çıkmıştım.
Geziye ilk olarak Forum İstanbul'dan başladık. Mağazaların açılış saatine kadar olan süremizi Mado'da kahvaltı yaparak değerlendirdik. Uzun bir yolculuktan gelmiş olmanın ve açlığımızın verdiği heyecanla tostlara saldırırken fotoğraf çekmek aklımıza gelmedi. Ya biz çok açtık yada yediğimiz kaşarlı pastırmalı ve sucuklu tost çok güzeldi ama bir bardak taze demlenmiş çayla gerçekten çok iyi geldi.
Tostlarımızı yedikten ve çaylarımızı içtikten sonra mağazaları gezmeye başladık. Sırtımızdaki çantalarla her ne kadar zor olsa da uzun zamandan beri ürünlerini merak ettiğim ve İzmir'de ulaşma şansımız olmayan H&M mağazasını dolaştık ilk olarak. Ürünler kaliteli ve fiyatları makul. Eşdeğeri olabilecek Bershka'yla fiyat olarak birbirine yakın seyrediyor. Zara ve H.E. By Mango'ya göre ise biraz daha uygun. Güzel bir mavi gömlek aldık buradan.
34,90 TL
100% Pamuklu.
Bir sonraki durağımız KOTON oldu. Ancak her zamanki KOTON'dan farklı birşey göremeyince fazla oyalanmadan buradan ayrıldık.
Uzun zamandır görmediğim Yeşil Kundura'yı gezme fırsatı buldum ancak eski Yeşil Kundura ürünlerindeki kaliteyi bulamadım.
Forum İstanbul'da cumartesi günü gezdiğimiz son mağaza ise Mudo City oldu. Evlerini ilk defa ziyaret edeceğimiz ve geçen yıl evlendirdiğimiz Eda&Evren'in evleri için küçük bir hediye bakmak için girdiğimiz Mudo'da zaman zaman kendi evimiz için de değerlendirebileceğimiz güzel dekortif eşyalar bulduk. Ancak en çok hoşuma giden ürün de yine Eda-Evren malikanesine aldığımız minyatür bateri oldu. Üniversite yıllarında öğrenci evinde çektiğimiz videolarda sineklikten baget yaparak bateri çalan Evren'e alınabilecek en güzel hediyeyi bulmuştum. Bulduğumuz dekoratif baterinin, üniversite yıllarından bu yana Action Figure koleksiyonu yapan Evren'in evine çok yakışacağını düşünerek satın aldık.
Forum İstanbul'dan sonraki durağımız Taksim'deki Tarihi Saray Muhallebicisi'ydi. Çünkü karnımız yavaş yavaş acıkmaya başlamıştı. Ancak akşam yemeğini yeni evli çiftimizde yiyeceğimiz için çok fazla doymamamız gerekiyordu. Nitekim öyle de oldu. Tarihi Saray Muhallebicisi'nin enfes Kıymalı Kol Böreğini birer bardak çay eşliğinde yedikten sonra üstüne tatlılarımızı yedik. Ne yalan söyleyeyim, yediğim en güzel Krem Karamel ve Tavukgöğsü'nü burada yedim.Fiyatlar ise gayet ideal.
Kıymalı Kol Böreği (Tabii ki porsiyon bu kadar değil.)
5 TL.
Tavukgöğsü
6 TL.
Krem Karamel
6 TL.
Bu lezzetli tatlardan sonraki adresimiz İstiklal Caddesinde yer alan MANGO oldu. Yakın bir zamana kadar sadece bayanlara yönelik ürünler satan Mango, 2008 yılından bu yana sevgililerini, eşlerini alışveriş yaparken beklemek zorunda kalan biz erkekler için de ufak da olsa bir koleksiyon sunmaya başladı. Sezon fiyatları için çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim, nitekim tek ceket için istedikleri fiyata benzer markalarda ceket ve jean alırnır hatta üstüne bir miktar para bile kalabilir. Ancak bizim uğradığımız mağazada sezon ürünleriyle birlikte sezon sonu ürünler de vardı. Bir önceki sezon ürünler gerçekten uygun fiyatlara satılıyor. İstanbul'da yaşıyor olsam sanırım en azından ayda bir kez giderdim. H.E. By Mango spor giyinmeyi seven erkeklere hitap eden güzel gömlekler, jeanler, ceketler sunuyor. Klasik kıyafetlerinize az da olsa spor bir hava katmak için çeşitlik aksesuarlar mevcut. Bu ürünler arasından elbette en beğendiğim tasarımları jeanlerde gördüm. Beğendim dedim çünkü beğenmesem kendim almazdım. İlk başlarda biraz fazla dar olmasına alışamasam da kız arkadaşımın teşvikleriyle de güzel bir jean aldık. Sonradan benim de içim ısınmadı değil.
Taksim Heykeli. Fotoğrafımızı çekecek kimse olmadığı için tek tek çekilmek zorunda kaldık.
Evet cumartesi artık çok yorulmuştuk ve bir an önce eski dostları ziyarete gitmek gerekiyordu. Eda'nın işten eve geliş saatiyle bizim Evren'le buluşup eve gidişimizin zamanlaması mükemmeldi. Eda eve girmiş daha ayakkabılarını çıkartmadan biz gelmiştik. Selamlaşma, sarılma, hediye takdimi, yemek yapımı, yemek yeme bittikten sonra gideceğimiz yer belliydi. Tabii ki Şükrü Saraçoğlu Stadyumu.
Kadıköy'ün simgesi Boğa Heykeli
Evren ile buluşmadan hemen önce.
Yemekten sonra koşar adımlarla çıktık dışarı. Maça girmek için bilet almanın imkansızlığını bildiğim için en azından stad yakınında bir yerlerde maçı izleme ümidim vardı ki evden çıkmamla yıkıldım. Çünkü maç yayını yapan her yer hınca hınç doluydu. Yapacağımız tek şey vardı o da eve dönmek. Ama buraya kadar gelip stad girişinde fotoğraf çekilmesem olmazdı.
Maçı izleyememenin verdiği üzüntü ve yorgunluktan bitap düşmüş ben.
Maçı izleyemeden eve dönüldü ve pazar günü yapılacak güzel gezi için uykuya dalındı...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder