21 Mart 2012 Çarşamba

Pamukkale Turizm

 Pamukkale Turizm konusuna değineceğimi bir önceki yazımda belirtmiştim. Bazıları reklam kokan hareketler olarak görebilir ama önemli değil.

İlk olarak Pamukkale Turizm' le bir İzmir-Bodrum yolculuğunda 2005 mayısında tanıştım. O zaman bu firmanın diğer büyük firmalar arasında çok fazla tutunamayacağını düşünmüştüm. Ancak Bodrum-Turgutreis'e kadar giden iki firmadan birisi olması nedeniyle ve o zamanlar gözümde diğer firmaya göre daha düzgün bir görüntüye sahip olmaları nedeniyle tercih etmiştim. Çok net hatırlamamakla birlikte bir problem yaşamamıştık.

Asıl Pamukkale Turizm' in benim gönlüme taht kurduğu yolculuğum ise İzmir-Bursa seferinde Pamukyol seferiyle olmuştur. Uzun yıllardır otobüsle seyahat eden birisi olarak beni; alışılmışın dışındaki ikramları ile şaşırttılar. Yola çıkar çıkmaz, İzmir sıcağından bunalmış yolcuların imdadına dondurma dağıtarak yetiştiler. Çok geçmeden ikram servisi başladı. 5,5 saatlik yolculukta, tekli koltukta rahat rahat Bursa'ya ulaştım.

2+1 Koltuklu Pamukyol'dan bir görünüm.

Daha sonra bir kaç kez başka firmayla yolculuk etsem de son zamanlarda özellikle Starliner II ile filosunu güçlendirmesi, servis personelinin kendisini geliştirmesi ve yapmış olduğu kampanyalar ile bir kez daha gözüme girdiler.

Starliner II Araçlarından Bir Tanesi

Özellikle sosyal medya takip ekibi ekşi sözlüktwitter ve facebook gibi sosyal mecralarda, olumlu yada olumsuz eleştirileri takip etmekte, yolcularına geri bildirimlerde bulunmaktadır. Bunun en güzel örneğini bugün yaşadım. Şöyle ki; sabah saatlerinde twitter üzerinden firma isminin etiketli olduğu bir tweet yollamıştım. Yaklaşık 5-6 saat sonra genel koordinatörlüğünden arayan bir bayan, yazdığım konu hakkında bilgilendirme yapmak istediğini belirterek konuya açıklık getirdi. Benim gözümde abartılacak birşey olmamasına rağmen bu şekilde geri dönüş yapmaları bence halkla ilişkiler çalışmaları için bence iyi şeyler yaptıklarının göstergesi.

Bu firmayı tercih etmemin bir diğer önemli sebebi de araç içinde kendimi evimde gibi hissetmem. Koltuk arkası ekranlardan dilediğim türde müzik dinlemek, dilediğim türde ister yerli ister yabancı film seyretmek ve hatta bazı araçlarda USB bağlantısı ile kendi taşınabilir belleğimdeki filmleri seyretmek ve ikram servislerinde dağıttıkları Dardanel'in leziz sandviçleri, ulaşım sektöründe Pamukkale Turizm'in benim gözümde her zaman farklı bir yerde olmasını sağlamaya yetiyor.

Sabah varışlı yolculuklarda kahvaltı yapana kadar sizi kendinize getiren güzel ikram.

Bundan sonra da çok büyük bir problem yaşamadığım sürece Pamukkale Turizm'den vazgeçmeyi hiç düşünmüyorum. Hatta bir çok arkadaşıma da tavsiye ediyorum. Gideceğiniz güzergahta Pamukkale Turizm varsa düşünmeden tercih edebilirsiniz. Yanılmadığınızı yolculuk sonunda siz de anlayacaksınız.

20 Mart 2012 Salı

İstanbul'da Bir Yabancı - I

Yolculuğumuz cuma gecesi İzmir'den başlıyor. Pamukkale Turizm'in, ki bu konuya daha sonra da değineceğim, kaliteli araçlarıyla kaliteli ve güvenli bir yolculuktan sonra İstanbul Esenler'de yer alan Büyük İstanbul Otagarında sona eriyor. Buradan sonra macera başlıyor. Tabii ki bu geziye eşlik eden çok değerli birisi vardı. Diğer yanım...!

Bu seferki İstanbul gezimiz biraz daha alışveriş,yeme-içme ve arkadaş ziyareti şeklinde olacağını daha önceden planlayarak yola çıkmıştım.

Geziye ilk olarak Forum İstanbul'dan başladık. Mağazaların açılış saatine kadar olan süremizi Mado'da kahvaltı yaparak değerlendirdik. Uzun bir yolculuktan gelmiş olmanın ve açlığımızın verdiği heyecanla tostlara saldırırken fotoğraf çekmek aklımıza gelmedi. Ya biz çok açtık yada yediğimiz kaşarlı pastırmalı ve sucuklu tost çok güzeldi ama bir bardak taze demlenmiş çayla gerçekten çok iyi geldi.

Tostlarımızı yedikten ve çaylarımızı içtikten sonra mağazaları gezmeye başladık. Sırtımızdaki çantalarla her ne kadar zor olsa da uzun zamandan beri ürünlerini merak ettiğim ve İzmir'de ulaşma şansımız olmayan H&M mağazasını dolaştık ilk olarak. Ürünler kaliteli ve fiyatları makul. Eşdeğeri olabilecek Bershka'yla fiyat olarak birbirine yakın seyrediyor. Zara ve H.E. By Mango'ya göre ise biraz daha uygun. Güzel bir mavi gömlek aldık buradan.
34,90 TL
100% Pamuklu.

 Bir sonraki durağımız KOTON oldu. Ancak her zamanki KOTON'dan farklı birşey göremeyince fazla oyalanmadan buradan ayrıldık.

Uzun zamandır görmediğim Yeşil Kundura'yı gezme fırsatı buldum ancak eski Yeşil Kundura ürünlerindeki kaliteyi bulamadım.

Forum İstanbul'da cumartesi günü gezdiğimiz son mağaza ise Mudo City oldu. Evlerini ilk defa ziyaret edeceğimiz ve geçen yıl evlendirdiğimiz Eda&Evren'in evleri için küçük bir hediye bakmak için girdiğimiz Mudo'da zaman zaman kendi evimiz için de değerlendirebileceğimiz güzel dekortif eşyalar bulduk. Ancak en çok hoşuma giden ürün de yine Eda-Evren malikanesine aldığımız minyatür bateri oldu. Üniversite yıllarında öğrenci evinde çektiğimiz videolarda sineklikten baget yaparak bateri çalan Evren'e alınabilecek en güzel hediyeyi bulmuştum. Bulduğumuz dekoratif baterinin, üniversite yıllarından bu yana Action Figure koleksiyonu yapan Evren'in evine çok yakışacağını düşünerek satın aldık.


Forum İstanbul'dan sonraki durağımız Taksim'deki Tarihi Saray Muhallebicisi'ydi. Çünkü karnımız yavaş yavaş acıkmaya başlamıştı. Ancak akşam yemeğini yeni evli çiftimizde yiyeceğimiz için çok fazla doymamamız gerekiyordu. Nitekim öyle de oldu. Tarihi Saray Muhallebicisi'nin enfes Kıymalı Kol Böreğini birer bardak çay eşliğinde yedikten sonra üstüne tatlılarımızı yedik. Ne yalan söyleyeyim, yediğim en güzel Krem Karamel ve Tavukgöğsü'nü burada yedim.Fiyatlar ise gayet ideal. 

 Kıymalı Kol Böreği (Tabii ki porsiyon bu kadar değil.)
5 TL.
 Tavukgöğsü
6 TL.
 Krem Karamel
6 TL. 

Bu lezzetli tatlardan sonraki adresimiz İstiklal Caddesinde yer alan MANGO oldu. Yakın bir zamana kadar sadece bayanlara yönelik ürünler satan Mango, 2008 yılından bu yana sevgililerini, eşlerini alışveriş yaparken beklemek zorunda kalan biz erkekler için de ufak da olsa bir koleksiyon sunmaya başladı. Sezon fiyatları için çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim, nitekim tek ceket için istedikleri fiyata benzer markalarda ceket ve jean alırnır hatta üstüne bir miktar para bile kalabilir. Ancak bizim uğradığımız mağazada sezon ürünleriyle birlikte sezon sonu ürünler de vardı. Bir önceki sezon ürünler gerçekten uygun fiyatlara satılıyor. İstanbul'da yaşıyor olsam sanırım en azından ayda bir kez giderdim. H.E. By Mango spor giyinmeyi seven erkeklere hitap eden güzel gömlekler, jeanler, ceketler sunuyor. Klasik kıyafetlerinize az da olsa spor bir hava katmak için çeşitlik aksesuarlar mevcut. Bu ürünler arasından elbette en beğendiğim tasarımları jeanlerde gördüm. Beğendim dedim çünkü beğenmesem kendim almazdım. İlk başlarda biraz fazla dar olmasına alışamasam da kız arkadaşımın teşvikleriyle de güzel bir jean aldık. Sonradan benim de içim ısınmadı değil. 


Taksim Heykeli. Fotoğrafımızı çekecek kimse olmadığı için tek tek çekilmek zorunda kaldık.

Evet cumartesi artık çok yorulmuştuk ve bir an önce eski dostları ziyarete gitmek gerekiyordu. Eda'nın işten eve geliş saatiyle bizim Evren'le buluşup eve gidişimizin zamanlaması mükemmeldi. Eda eve girmiş daha ayakkabılarını çıkartmadan biz gelmiştik. Selamlaşma, sarılma, hediye takdimi, yemek yapımı, yemek yeme bittikten sonra gideceğimiz yer belliydi. Tabii ki Şükrü Saraçoğlu Stadyumu. 

 Kadıköy'ün simgesi Boğa Heykeli

Evren ile buluşmadan hemen önce. 

Yemekten sonra koşar adımlarla çıktık dışarı. Maça girmek için bilet almanın imkansızlığını bildiğim için en azından stad yakınında bir yerlerde maçı izleme ümidim vardı ki evden çıkmamla yıkıldım. Çünkü maç yayını yapan her yer hınca hınç doluydu. Yapacağımız tek şey vardı o da eve dönmek. Ama buraya kadar gelip stad girişinde fotoğraf çekilmesem olmazdı. 

Maçı izleyememenin verdiği üzüntü ve yorgunluktan bitap düşmüş ben.

Maçı izleyemeden eve dönüldü ve pazar günü yapılacak güzel gezi için uykuya dalındı...